Pazartesi- Cuma 09.00 - 16.00 0232 398 3700 – İç Hat:55387 Uz.Dr. Mehmet Hakan PIÇAK
Minimal İnvaziv
Ameliyatsız, Kesi yok
Görüntüleme Eşiliğinde
Hassas müdahale
Yenilikçi
İnovasyonla sürekli gelişim

Basur (Hemoroid) Ameliyatsız Tedavisi: Anjiyo Yöntemiyle Embolizasyon

Hemoroidlerden Kurtulmanın Ameliyatsız Yolu: Embolizasyon Yöntemi

Hemoroid Embolizasyonu Nedir?

Hemoroid embolizasyonu, basur hastalığının tedavisinde kullanılan yeni nesil, ameliyatsız ve dikişsiz bir yöntemdir. Girişimsel radyoloji uzmanları tarafından uygulanan bu teknik, klasik cerrahilere göre çok daha konforlu ve düşük riskli bir tedavi alternatifi sunar. Özellikle makat bölgesine dokunulmadan yapılması sayesinde, hastaların işlem sonrası yaşam kalitesi büyük ölçüde korunur.

Hemoroid (Basur) Embolizasyonu, Anjiyo ile Ameliyatsız Tedavisi

Peki bu yöntem nasıl çalışır? Aslında temel prensip, hemoroidleri besleyen arteriyel damarların hedeflenerek kapatılmasıdır. Girişimsel radyolog, anjiyo cihazı eşliğinde kasıktaki veya bilekteki bir atardamardan çok ince bir kateterle hemoroid bölgesine ulaşır. Bu damarlar milimetrik hassasiyetle tespit edilir ve içlerine mikro-koiller, partiküller veya özel tıkaç materyalleri yerleştirilerek kan akışı durdurulur. Böylece hemoroidal damarlar küçülür, basınca bağlı kanamalar azalır ve hastalığın ilerlemesi durdurulur.

İşlem ortalama 30–60 dakika sürer. Genel anestezi gerekmediğinden çoğu hasta sadece lokal anestezi veya hafif bir sakinleştiriciyle rahatlıkla işlemi tamamlar. Aynı gün evine dönebilir. Üstelik makatta kesi, yara, dikiş veya açık bir işlem yapılmadığı için, klasik ameliyatlardan sonra görülen ağrı, tuvalet korkusu, iş gücü kaybı gibi sorunlar bu yöntemde ya hiç görülmez ya da oldukça hafif düzeyde seyreder.

Bu yöntem özellikle cerrahiye engel durumu olan ileri yaş hastalarda, kan sulandırıcı kullananlarda veya cerrahiden korkan bireylerde büyük avantaj sağlar. Ayrıca daha önce ameliyat olmuş ama şikayetleri devam eden ya da tekrar eden vakalarda da alternatif bir yoldur. Cerrahisiz, dikişsiz ve günübirlik bir tedavi arayanlar için oldukça etkili, güvenli ve hasta dostu bir yaklaşımdır.

Hangi Hemoroid Hastalarına Embolizasyon Uygulanabilir?

Hemoroid embolizasyonu, özellikle iç hemoroid hastalarında ve kanama şikâyeti ön planda olan bireylerde etkili olan, modern ve ameliyatsız bir tedavi seçeneğidir. Genellikle 2. ve 3. derece iç hemoroidlerde tercih edilir. Bu evrelerde, hemoroid dokusu makat dışına çıkmamış ya da ıkınma sırasında çıkıp sonra kendiliğinden geri giriyorsa, damar kaynaklı beslenme oldukça aktiftir ve embolizasyon bu damarsal dolaşımı hedef alarak şikâyetleri belirgin şekilde azaltabilir.

Özellikle şu hasta gruplarında hemoroid embolizasyonu oldukça uygundur:

  • Kanamalı hemoroid: Dışkılama sonrası damla damla veya fışkırır tarzda kanaması olan hastalarda,
  • Cerrahi istemeyen hastalar: Klasik ameliyatlara sıcak bakmayan, kesilme-dikiş korkusu olan bireylerde,
  • Cerrahiye engel durumu olan hastalar: Kan sulandırıcı kullananlar, ileri yaşta olanlar, kalp-damar hastalığı veya KOAH gibi ek hastalığı olanlar,
  • Ameliyat olmuş ama şikâyeti tekrarlamış hastalar: Nüks eden hemoroidlerde cerrahi yerine daha az travmatik bir yöntem olarak uygulanabilir,
  • Hızlı iyileşme süreci isteyenler: İş gücü kaybını en aza indirmek isteyen, sosyal hayatına çabuk dönmek isteyen hastalarda.

Tedavi sonrası çoğu hasta, kanamanın azaldığını, dışkılama sırasında acı ve baskı hissinin hafiflediğini ve yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığını ifade eder.

Hemoroid Embolizasyonu Kimler İçin Uygun Değildir?

Her tedavi yönteminde olduğu gibi, hemoroid embolizasyonu da her hasta için uygun değildir. Bu yöntemin başarısı, hemoroidlerin damarsal yapısına ve evresine bağlıdır. Özellikle dış hemoroid baskınsa veya ileri evre (4. derece) hemoroidlerde, embolizasyonun etkinliği sınırlı olabilir.

Hemoroid Basur Evreleri - Dereceleri

Hemoroid embolizasyonunun uygun olmadığı durumlar şunlardır:

  • Dış hemoroid baskınlığı olan hastalar: Dış hemoroidler, yüzeyel damar yapılarından beslendiği için embolizasyon tedavisinden sınırlı fayda görürler.
  • İleri evre (4. derece) hemoroid: Hemoroid dokusu sürekli dışarıda ve elle dahi geri itilemiyorsa, mekanik olarak büyümüş bu dokunun cerrahi olarak çıkarılması gerekebilir.
  • Ağrı ön planda olan vakalar: Bu yöntem daha çok kanama şikâyetini hedefler. Ağrı ön planda ise farklı tedavi modaliteleri tercih edilebilir.
  • Aktif enfeksiyon veya proktit varlığı: Makat bölgesinde aktif iltihabi durum varsa, embolizasyon öncesinde bu enfeksiyon tedavi edilmelidir.
  • Şiddetli damar anomalileri ya da aortadan kaynaklanan anatomik varyasyonlar: Nadiren de olsa, embolizasyon yapılacak damarlara erişim anatomik olarak mümkün olmayabilir.

Ayrıca bazı hastalar bu yöntemi zayıf kanıtlarla duyup her tür hemoroid için çözüm olduğunu düşünebilir. Oysa ki doğru hasta seçimi, tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktördür. Bu nedenle karar, iyi bir değerlendirmeyle verilmelidir.

Hemoroid Embolizasyonu Sonrasında İyileşme Süreci

Hemoroid embolizasyonu sonrası iyileşme süreci, klasik cerrahi yöntemlere göre çok daha konforlu ve hızlıdır. Çünkü bu işlemde makat bölgesine doğrudan bir kesi yapılmaz, dış hemoroidlere dokunulmaz ve vücudun yüzeyinde yara oluşmaz. Bu da hastaların hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha kolay bir iyileşme süreci geçirmesini sağlar.

İşlemden hemen sonra hasta, genellikle 1–2 saat gözlem altında tutulur ve aynı gün taburcu edilir. Ağır anesteziye, hastanede yatmaya veya uzun süreli istirahate gerek kalmaz. İyileşme sürecini birkaç temel aşamada inceleyebiliriz:

1. İlk Günler (0–3 gün):

  • İşlem sonrası hafif kasık ağrısı, karında gerginlik hissi veya makat bölgesinde hafif bir baskı hissi olabilir. Ancak bu şikayetler genellikle parasetamol gibi basit ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilir.
  • Kanama genellikle ilk günden itibaren azalır ama bazı hastalarda birkaç gün daha damlama tarzında devam edebilir.
  • Normal hayata dönüş genellikle 24–48 saat içinde mümkündür. Masa başı çalışan biri çoğu zaman ertesi gün işine dönebilir.

2. İlk Hafta – Adaptasyon Süreci:

  • Hemoroid dokusu, damarsal beslenmesi azaldığı için zamanla küçülmeye başlar. Bu süreçte dışkılama alışkanlıklarına dikkat edilmesi önemlidir. Kabızlıktan kaçınılmalı, bol su içilmeli ve lifli gıdalarla beslenilmelidir.
  • Hafif dışkılama sırasında baskı veya yanma hissi olabilir, ancak bu genellikle geçicidir.

3. İlk Ay – Klinik Yanıt Süreci:

  • Kanama şikayetleri büyük oranda kaybolur.
  • Şişlik, dolgunluk ve makatta ıslaklık hissi belirgin şekilde azalır.
  • Fiziksel aktivite kısıtlaması gerekmez, hasta egzersizlerine yavaş yavaş dönebilir.

4. 3. Ay ve Sonrası – Nihai Klinik Cevap:

  • Tedavinin maksimum etkisi genellikle 6–12 hafta içinde ortaya çıkar.
  • Tekrar kanama, ağrı ya da şikayetlerin sürmesi durumunda takip amaçlı tekrar muayene önerilir.
  • Hastaların büyük bir bölümü bu dönemde cerrahiye ihtiyaç duymadan semptom kontrolü sağlar.

Önemli Noktalar:

  • İşlem sonrası dışkılama alışkanlıklarını düzenlemek, iyileşme sürecini doğrudan etkiler.
  • Kabız kalmamak, ıkınmamak ve hijyene dikkat etmek süreci hızlandırır.
  • Nadiren de olsa embolizasyon sonrası beklenen etki oluşmazsa, tekrar değerlendirme gerekir. Ancak bu oran oldukça düşüktür.
Hemoroid Embolizasyonu Anjiyografi Öncesi-Sonrası

Hemoroid Embolizasyonunun Başarı Oranı Nedir?

Hemoroid embolizasyonu, son yıllarda giderek daha fazla kullanılan, bilimsel yayınlarla etkinliği ortaya konmuş minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. Peki bu işlem gerçekten işe yarıyor mu? Klinik başarı oranları nedir?

Bilimsel çalışmalara göre, hemoroid embolizasyonunun başarı oranı %75 ila %90 arasında değişmektedir. Başarı kriteri, genellikle kanama şikayetinin kaybolması, tuvalet sırasında rahatlama, makattaki şişlik ve dolgunluk hissinin azalması ve hastanın genel memnuniyeti üzerinden tanımlanır.

Özellikle 2. ve 3. derece iç hemoroid hastalarında başarı oranı çok yüksektir. Bu grupta, işlem sonrası 1–3 ay içinde şikayetlerin belirgin şekilde azaldığı ve hastaların yaşam kalitesinin arttığı görülür.

Başarı oranını etkileyen bazı faktörler :

  • Doğru hasta seçimi: İç hemoroid baskınlığı olan ve kanama şikayeti ön planda olan hastalarda başarı daha yüksektir. Dış hemoroid ya da ileri evre hastalarda başarı oranı daha düşüktür.
  • İşlemin doğru teknikle yapılması: İşlemi gerçekleştiren girişimsel radyologun deneyimi ve kullanılan embolizasyon malzemeleri tedavinin etkinliğini doğrudan etkiler.
  • Hasta uyumu: İşlem sonrası kabızlıktan kaçınmak, önerilere uymak ve düzenli takip kontrollerine gelmek, tedavinin başarısını artırır.

Literatürden Örnekler

2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, 134 hastaya uygulanan HAE sonrası 1 aylık takipte %93 oranında klinik başarı elde edilmiştir. Bu başarı, hemoroid semptomlarında belirgin iyileşme ve ek tedavi gereksiniminin olmaması olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, hemoroid semptom skoru, ağrı düzeyi, yaşam kalitesi ve kanama skoru gibi ölçütlerde anlamlı iyileşmeler gözlemlenmiştir .

2024 yılında 221 hasta üzerinde yapılan daha geniş kapsamlı bir çalışmada ise, HAE’nin uzun vadeli etkinliği değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, hastaların %90’ında 1 ay sonra klinik başarı sağlanmış ve bu başarı 6 ila 12 ay boyunca devam etmiştir. Teknik başarı oranı %100 olarak bildirilmiş ve ciddi komplikasyonlar gözlenmemiştir .

2022 yılında yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analiz, 13 çalışmayı kapsayan 381 hastanın verilerini incelemiştir. Bu analizde, teknik başarı oranı %99, klinik başarı oranı ise %82 olarak bulunmuştur. Ayrıca, kanama skoru, ağrı düzeyi ve yaşam kalitesinde anlamlı iyileşmeler rapor edilmiştir .

Cerrahi ile Karşılaştırma

2023 yılında yapılan randomize kontrollü bir çalışmada, HAE ile geleneksel Ferguson hemoroidektomi yöntemi karşılaştırılmıştır. Her iki yöntemde de 12 aylık takipte benzer semptom kontrolü sağlanırken, HAE uygulanan hastalarda postoperatif ağrı düzeyleri belirgin şekilde daha düşük bulunmuştur. Özellikle ilk dışkılama sırasında ağrı skoru HAE grubunda 0 iken, cerrahi grupta 6.08 olarak ölçülmüştür .

Hemoroid Embolizasyonunun Riskleri veya Yan Etkileri Var mı?

Her tıbbi işlem gibi, hemoroid embolizasyonunun da tamamen risksiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak burada altı çizilmesi gereken en önemli nokta şu: bu işlem, klasik cerrahiye kıyasla çok daha düşük risk profiline sahiptir. Çünkü makat bölgesine kesi yapılmaz, genel anestezi gerekmez ve dış hemoroid gibi ağrılı yüzeyel yapılarla temas edilmez.

Yaygın ve Hafif Yan Etkiler:

Hemoroid embolizasyonu sonrası hastaların çoğunda aşağıdaki geçici şikayetler görülebilir:

  • Hafif kasık veya karın ağrısı (genellikle işlemi takip eden ilk 1–2 gün içinde)
  • Makat bölgesinde dolgunluk hissi veya hafif basınç
  • Geçici dışkılama değişiklikleri (kabızlık veya nadiren ishal eğilimi)
  • Yorgunluk veya halsizlik hissi

Bu şikayetler genellikle 2–3 gün içinde kendiliğinden geçer ve basit ağrı kesicilerle kolaylıkla yönetilebilir.


Nadir ama bilinmesi gereken riskler:

  • Non-hedef embolizasyon: Nadiren emboli ajanı hemoroidal arter dışında başka bir damara kaçabilir. Bu nedenle işlem sırasında yüksek çözünürlüklü anjiyografi cihazları ve deneyimli girişimsel radyologlar bu riski minimize eder.
  • Enfeksiyon riski: Tüm damar içi işlemlerde olduğu gibi teorik bir enfeksiyon riski vardır ancak pratikte oldukça nadirdir.
  • İnatçı ağrı veya işlem sonrası beklenen etkinin oluşmaması: Özellikle dış hemoroid baskınlığı olan veya çok ileri evre hastalarda işlem sonrası şikayetler devam edebilir. Bu durum işlem başarısızlığı olarak değil, hasta seçiminin uygun olmaması olarak değerlendirilir.
  • Geçici ateş veya pelvik rahatsızlık hissi: Vücudun embolize edilen damarlara karşı verdiği geçici inflamatuvar tepkiyle ilgilidir.

Klinik Gerçeklik ve Güvence:

Kapsamlı yayınlarda ve merkez deneyimlerinde, ciddi komplikasyon oranı %1’in altındadır. Özellikle ehil ellerde, modern embolizasyon ajanları ve görüntüleme sistemleriyle bu oran daha da düşmektedir. Bizim kliniğimizde işlem öncesi detaylı değerlendirme yapılır, işlem steril koşullarda ve sürekli görüntüleme altında gerçekleştirilir. Tüm hastalar işlem sonrası erken ve geç dönemlerde takip edilir.

Hemoroid embolizasyonu, çok düşük risk profiline sahip, konforlu ve cerrahisiz bir tedavi yöntemidir. Olası yan etkiler genellikle hafif ve geçicidir. Ancak yine de her işlemde olduğu gibi, karar hasta özelinde ve hekimle birlikte verilmelidir. Bu sayede hem etkinlik hem de güvenlik maksimum seviyede sağlanabilir.

Hemoroid Embolizasyonu Sonrası Hemoroid Tekrarlayabilir mi?

“Bu işlemden sonra hemoroid tekrarlar mı?” sorusu, hastalarımızdan en sık duyduğumuz sorulardan biridir. Çünkü herkes, bir kere tedavi olduktan sonra uzun süre şikayetlerinin tekrarlamamasını ister. Bu çok doğal bir beklentidir.

Hemoroid embolizasyonu, özellikle kanama şikayeti ön planda olan iç hemoroid hastalarında oldukça etkili ve uzun süreli rahatlama sağlayan bir tedavi yöntemidir. Ancak tıpkı klasik cerrahi veya bant ligasyonu gibi diğer tedavi yöntemlerinde olduğu gibi, hemoroid hastalığına zemin hazırlayan alışkanlıklar devam ettiği sürece nüks (tekrar) ihtimali her zaman vardır.

Peki bu işlemden sonra nüks oranı nedir?

Bilimsel yayınlara göre, hemoroid embolizasyonu sonrasında 1 yıl içinde tekrar tedavi gereksinimi %10–15 civarındadır. Yani her 10 hastadan 8–9’u tek işlemle uzun süreli rahatlama elde ederken, yalnızca küçük bir grupta ilerleyen dönemde yeni şikayetler ortaya çıkabilir. Bu oran, klasik hemoroid cerrahileriyle benzer düzeydedir.

Örnek çalışmalar:

  • 2022 tarihli çok merkezli bir Fransız çalışmasında (Guiu et al.), 12 aylık takipte %85 hastada kalıcı semptom kontrolü, yalnızca %13’ünde yeniden tedavi ihtiyacı bildirilmiştir.
  • Bir başka meta-analiz çalışmasında, 6 aylık dönemde kanama kontrolü oranı %90’a yakın, uzun dönem nüks oranı ise cerrahi ile benzer bulunmuştur.

Nüks Riski Kimlerde Daha Yüksektir?

  • Dış hemoroid baskınlığı olanlar (bu işlem dış hemoroidleri hedeflemez)
  • Diyet ve tuvalet alışkanlıklarını değiştirmeyenler (kabızlık devam ederse)
  • İşlem sonrası yeterli medikal takip almayanlar
  • Çok ileri evre (4. derece) hastalar

Nüks Olursa Ne Yapılır?

Nüks durumunda tekrar embolizasyon yapılabilir veya gerekirse başka tedavi seçenekleri gündeme alınabilir. Ancak çoğu hasta ikinci bir işleme ihtiyaç duymadan sadece yaşam tarzı değişiklikleriyle rahat etmeye devam eder.

Hemoroid embolizasyonu, kalıcı çözüm sunma potansiyeli yüksek, güvenli ve etkili bir tedavidir. Ancak her hastalık gibi hemoroid de tekrar edebilecek bir damar hastalığıdır. Bu yüzden işlem sonrası düzenli takip, beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi ve bağırsak sağlığının korunması çok önemlidir.


📞 Kliniğimiz ve İletişim

Hemoroid embolizasyonu, özellikle cerrahiden kaçınmak isteyen hastalar için ameliyatsız, konforlu ve etkili bir tedavi seçeneği sunar. Kanama, ağrı ve yaşam kalitesini bozan diğer şikayetleri hızlıca hafifletir.

Dr. Mehmet Hakan PIÇAK olarak kliniğimizde her hastayı detaylı bir şekilde değerlendiriyor, girişimsel radyolojinin sunduğu minimal invaziv yöntemlerle kişiye özel çözümler sunuyoruz.

👉 Eğer hemoroid şikayetleriniz yaşam kalitenizi etkiliyorsa, cerrahisiz bir çözüm arıyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Dr Mehmet Hakan PIÇAK

Uzm. Dr. Mehmet Hakan PIÇAK

Radyoloji Uzmanı

1986 yılında Elbistan’da doğmuştur. 2010 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2015 yılında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Radyoloji ihtisasını aldı. 2015-2017 yılları arasında Tatvan Devlet Hastanesinde zorunlu hizmetini yapmıştır. 2018 yılından itibaren İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Girişimsel Radyolog olarak çalışmaktadır.

Girişimsel radyolojinin hassasiyetini kullanarak, hastalarımı ameliyatsız, etkili ve bireye özel çözümlerle sağlığına kavuşturmak için her gün daha iyisini yapmaya çalışıyorum.

Randevu Alın

Telefon: 0232 398 3700  İç Hat: 55387

İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Girişimsel Radyoloji Kliniği

Uz.Dr. Mehmet Hakan PIÇAK