Sayfa İçindekiler
ToggleHemoroid embolizasyonu, basur hastalığının tedavisinde kullanılan yeni nesil, ameliyatsız ve dikişsiz bir yöntemdir. Girişimsel radyoloji uzmanları tarafından uygulanan bu teknik, klasik cerrahilere göre çok daha konforlu ve düşük riskli bir tedavi alternatifi sunar. Özellikle makat bölgesine dokunulmadan yapılması sayesinde, hastaların işlem sonrası yaşam kalitesi büyük ölçüde korunur.

Peki bu yöntem nasıl çalışır? Aslında temel prensip, hemoroidleri besleyen arteriyel damarların hedeflenerek kapatılmasıdır. Girişimsel radyolog, anjiyo cihazı eşliğinde kasıktaki veya bilekteki bir atardamardan çok ince bir kateterle hemoroid bölgesine ulaşır. Bu damarlar milimetrik hassasiyetle tespit edilir ve içlerine mikro-koiller, partiküller veya özel tıkaç materyalleri yerleştirilerek kan akışı durdurulur. Böylece hemoroidal damarlar küçülür, basınca bağlı kanamalar azalır ve hastalığın ilerlemesi durdurulur.
İşlem ortalama 30–60 dakika sürer. Genel anestezi gerekmediğinden çoğu hasta sadece lokal anestezi veya hafif bir sakinleştiriciyle rahatlıkla işlemi tamamlar. Aynı gün evine dönebilir. Üstelik makatta kesi, yara, dikiş veya açık bir işlem yapılmadığı için, klasik ameliyatlardan sonra görülen ağrı, tuvalet korkusu, iş gücü kaybı gibi sorunlar bu yöntemde ya hiç görülmez ya da oldukça hafif düzeyde seyreder.
Bu yöntem özellikle cerrahiye engel durumu olan ileri yaş hastalarda, kan sulandırıcı kullananlarda veya cerrahiden korkan bireylerde büyük avantaj sağlar. Ayrıca daha önce ameliyat olmuş ama şikayetleri devam eden ya da tekrar eden vakalarda da alternatif bir yoldur. Cerrahisiz, dikişsiz ve günübirlik bir tedavi arayanlar için oldukça etkili, güvenli ve hasta dostu bir yaklaşımdır.

Hemoroid embolizasyonu, özellikle iç hemoroid hastalarında ve kanama şikâyeti ön planda olan bireylerde etkili olan, modern ve ameliyatsız bir tedavi seçeneğidir. Genellikle 2. ve 3. derece iç hemoroidlerde tercih edilir. Bu evrelerde, hemoroid dokusu makat dışına çıkmamış ya da ıkınma sırasında çıkıp sonra kendiliğinden geri giriyorsa, damar kaynaklı beslenme oldukça aktiftir ve embolizasyon bu damarsal dolaşımı hedef alarak şikâyetleri belirgin şekilde azaltabilir.
Özellikle şu hasta gruplarında hemoroid embolizasyonu oldukça uygundur:
Tedavi sonrası çoğu hasta, kanamanın azaldığını, dışkılama sırasında acı ve baskı hissinin hafiflediğini ve yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığını ifade eder.
Her tedavi yönteminde olduğu gibi, hemoroid embolizasyonu da her hasta için uygun değildir. Bu yöntemin başarısı, hemoroidlerin damarsal yapısına ve evresine bağlıdır. Özellikle dış hemoroid baskınsa veya ileri evre (4. derece) hemoroidlerde, embolizasyonun etkinliği sınırlı olabilir.

Hemoroid embolizasyonunun uygun olmadığı durumlar şunlardır:
Ayrıca bazı hastalar bu yöntemi zayıf kanıtlarla duyup her tür hemoroid için çözüm olduğunu düşünebilir. Oysa ki doğru hasta seçimi, tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktördür. Bu nedenle karar, iyi bir değerlendirmeyle verilmelidir.
Hemoroid embolizasyonu sonrası iyileşme süreci, klasik cerrahi yöntemlere göre çok daha konforlu ve hızlıdır. Çünkü bu işlemde makat bölgesine doğrudan bir kesi yapılmaz, dış hemoroidlere dokunulmaz ve vücudun yüzeyinde yara oluşmaz. Bu da hastaların hem fiziksel hem de psikolojik olarak daha kolay bir iyileşme süreci geçirmesini sağlar.
İşlemden hemen sonra hasta, genellikle 1–2 saat gözlem altında tutulur ve aynı gün taburcu edilir. Ağır anesteziye, hastanede yatmaya veya uzun süreli istirahate gerek kalmaz. İyileşme sürecini birkaç temel aşamada inceleyebiliriz:

Hemoroid embolizasyonu, son yıllarda giderek daha fazla kullanılan, bilimsel yayınlarla etkinliği ortaya konmuş minimal invaziv bir tedavi yöntemidir. Peki bu işlem gerçekten işe yarıyor mu? Klinik başarı oranları nedir?
Bilimsel çalışmalara göre, hemoroid embolizasyonunun başarı oranı %75 ila %90 arasında değişmektedir. Başarı kriteri, genellikle kanama şikayetinin kaybolması, tuvalet sırasında rahatlama, makattaki şişlik ve dolgunluk hissinin azalması ve hastanın genel memnuniyeti üzerinden tanımlanır.
Özellikle 2. ve 3. derece iç hemoroid hastalarında başarı oranı çok yüksektir. Bu grupta, işlem sonrası 1–3 ay içinde şikayetlerin belirgin şekilde azaldığı ve hastaların yaşam kalitesinin arttığı görülür.
2023 yılında yayımlanan bir çalışmada, 134 hastaya uygulanan HAE sonrası 1 aylık takipte %93 oranında klinik başarı elde edilmiştir. Bu başarı, hemoroid semptomlarında belirgin iyileşme ve ek tedavi gereksiniminin olmaması olarak tanımlanmıştır. Ayrıca, hemoroid semptom skoru, ağrı düzeyi, yaşam kalitesi ve kanama skoru gibi ölçütlerde anlamlı iyileşmeler gözlemlenmiştir .
2024 yılında 221 hasta üzerinde yapılan daha geniş kapsamlı bir çalışmada ise, HAE’nin uzun vadeli etkinliği değerlendirilmiştir. Bu çalışmada, hastaların %90’ında 1 ay sonra klinik başarı sağlanmış ve bu başarı 6 ila 12 ay boyunca devam etmiştir. Teknik başarı oranı %100 olarak bildirilmiş ve ciddi komplikasyonlar gözlenmemiştir .
2022 yılında yayımlanan bir sistematik derleme ve meta-analiz, 13 çalışmayı kapsayan 381 hastanın verilerini incelemiştir. Bu analizde, teknik başarı oranı %99, klinik başarı oranı ise %82 olarak bulunmuştur. Ayrıca, kanama skoru, ağrı düzeyi ve yaşam kalitesinde anlamlı iyileşmeler rapor edilmiştir .
Cerrahi ile Karşılaştırma
2023 yılında yapılan randomize kontrollü bir çalışmada, HAE ile geleneksel Ferguson hemoroidektomi yöntemi karşılaştırılmıştır. Her iki yöntemde de 12 aylık takipte benzer semptom kontrolü sağlanırken, HAE uygulanan hastalarda postoperatif ağrı düzeyleri belirgin şekilde daha düşük bulunmuştur. Özellikle ilk dışkılama sırasında ağrı skoru HAE grubunda 0 iken, cerrahi grupta 6.08 olarak ölçülmüştür .
Her tıbbi işlem gibi, hemoroid embolizasyonunun da tamamen risksiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Ancak burada altı çizilmesi gereken en önemli nokta şu: bu işlem, klasik cerrahiye kıyasla çok daha düşük risk profiline sahiptir. Çünkü makat bölgesine kesi yapılmaz, genel anestezi gerekmez ve dış hemoroid gibi ağrılı yüzeyel yapılarla temas edilmez.
Hemoroid embolizasyonu sonrası hastaların çoğunda aşağıdaki geçici şikayetler görülebilir:
Bu şikayetler genellikle 2–3 gün içinde kendiliğinden geçer ve basit ağrı kesicilerle kolaylıkla yönetilebilir.
Kapsamlı yayınlarda ve merkez deneyimlerinde, ciddi komplikasyon oranı %1’in altındadır. Özellikle ehil ellerde, modern embolizasyon ajanları ve görüntüleme sistemleriyle bu oran daha da düşmektedir. Bizim kliniğimizde işlem öncesi detaylı değerlendirme yapılır, işlem steril koşullarda ve sürekli görüntüleme altında gerçekleştirilir. Tüm hastalar işlem sonrası erken ve geç dönemlerde takip edilir.
Hemoroid embolizasyonu, çok düşük risk profiline sahip, konforlu ve cerrahisiz bir tedavi yöntemidir. Olası yan etkiler genellikle hafif ve geçicidir. Ancak yine de her işlemde olduğu gibi, karar hasta özelinde ve hekimle birlikte verilmelidir. Bu sayede hem etkinlik hem de güvenlik maksimum seviyede sağlanabilir.
“Bu işlemden sonra hemoroid tekrarlar mı?” sorusu, hastalarımızdan en sık duyduğumuz sorulardan biridir. Çünkü herkes, bir kere tedavi olduktan sonra uzun süre şikayetlerinin tekrarlamamasını ister. Bu çok doğal bir beklentidir.
Hemoroid embolizasyonu, özellikle kanama şikayeti ön planda olan iç hemoroid hastalarında oldukça etkili ve uzun süreli rahatlama sağlayan bir tedavi yöntemidir. Ancak tıpkı klasik cerrahi veya bant ligasyonu gibi diğer tedavi yöntemlerinde olduğu gibi, hemoroid hastalığına zemin hazırlayan alışkanlıklar devam ettiği sürece nüks (tekrar) ihtimali her zaman vardır.
Bilimsel yayınlara göre, hemoroid embolizasyonu sonrasında 1 yıl içinde tekrar tedavi gereksinimi %10–15 civarındadır. Yani her 10 hastadan 8–9’u tek işlemle uzun süreli rahatlama elde ederken, yalnızca küçük bir grupta ilerleyen dönemde yeni şikayetler ortaya çıkabilir. Bu oran, klasik hemoroid cerrahileriyle benzer düzeydedir.
Nüks durumunda tekrar embolizasyon yapılabilir veya gerekirse başka tedavi seçenekleri gündeme alınabilir. Ancak çoğu hasta ikinci bir işleme ihtiyaç duymadan sadece yaşam tarzı değişiklikleriyle rahat etmeye devam eder.
Hemoroid embolizasyonu, kalıcı çözüm sunma potansiyeli yüksek, güvenli ve etkili bir tedavidir. Ancak her hastalık gibi hemoroid de tekrar edebilecek bir damar hastalığıdır. Bu yüzden işlem sonrası düzenli takip, beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi ve bağırsak sağlığının korunması çok önemlidir.
Hemoroid embolizasyonu, özellikle cerrahiden kaçınmak isteyen hastalar için ameliyatsız, konforlu ve etkili bir tedavi seçeneği sunar. Kanama, ağrı ve yaşam kalitesini bozan diğer şikayetleri hızlıca hafifletir.
Dr. Mehmet Hakan PIÇAK olarak kliniğimizde her hastayı detaylı bir şekilde değerlendiriyor, girişimsel radyolojinin sunduğu minimal invaziv yöntemlerle kişiye özel çözümler sunuyoruz.
👉 Eğer hemoroid şikayetleriniz yaşam kalitenizi etkiliyorsa, cerrahisiz bir çözüm arıyorsanız bizimle iletişime geçebilirsiniz.
1986 yılında Elbistan’da doğmuştur. 2010 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2015 yılında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Radyoloji ihtisasını aldı. 2015-2017 yılları arasında Tatvan Devlet Hastanesinde zorunlu hizmetini yapmıştır. 2018 yılından itibaren İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Girişimsel Radyolog olarak çalışmaktadır.
Girişimsel radyolojinin hassasiyetini kullanarak, hastalarımı ameliyatsız, etkili ve bireye özel çözümlerle sağlığına kavuşturmak için her gün daha iyisini yapmaya çalışıyorum.
Telefon: 0232 398 3700 İç Hat: 55387
İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Girişimsel Radyoloji Kliniği
Uz.Dr. Mehmet Hakan PIÇAK
İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Girişimsel Radyoloji Kliniği
0232 398 3700 – İç Hat:55387
info@girisimsel.com.tr
