Sayfa İçindekiler
Toggle
Miyomlar, rahmin kas tabakasından köken alan, iyi huylu yani kansere dönüşmeyen tümörlerdir. Kadınların yaklaşık yarısında hayatının bir döneminde miyom gelişir. Bazı kadınlarda hiç belirti vermezken, bazılarında adet kanamalarının çok fazla olması, kasık bölgesinde dolgunluk hissi ya da sık idrara çıkma gibi şikâyetlere yol açabilir.
Miyomun görülme ihtimali genellikle 30’lu yaşlardan sonra artar. Özellikle ailesinde miyom öyküsü olan, fazla östrojen hormonu maruziyeti olan (örneğin erken adet gören ya da hiç doğum yapmamış) kadınlarda daha sık rastlanır. Yani kısacası, miyom kadınlarda oldukça yaygın bir durumdur ancak her zaman tedavi gerektirmez.
Her miyomun mutlaka tedavi edilmesi gerekmez. Burada asıl belirleyici olan, hastanın şikâyetleri ve miyomun oluşturduğu risklerdir. Örneğin çok büyük olmayan, herhangi bir ağrı ya da kanama yapmayan bir miyom çoğu zaman yalnızca düzenli takip edilerek kontrol altında tutulabilir.
Tedavi gerektiren durumlar ise genellikle şunlardır:
Şiddetli ve uzun süren adet kanamaları
Kansızlığa yol açan kan kayıpları
Karında şişlik, basınç veya ağrı
Sık idrara çıkma, kabızlık gibi bası belirtileri
Gebelik planlayan kadınlarda rahim içini bozarak hamile kalmayı zorlaştıran miyomlar
Tedavi kararını verirken miyomun boyutu, rahimdeki yeri ve sayısı, ayrıca kadının yaşı ve çocuk sahibi olma isteği çok önemlidir. Bir bakıma “kişiye özel” bir planlama gerekir. Çünkü her hastada miyom farklı davranır ve her kadının yaşam beklentileri farklıdır.
Günümüzde miyom tedavisinde ameliyatsız seçenekler ön plana çıkmaya başladı. Çünkü bu yöntemlerle hem rahim korunabiliyor hem de iyileşme süresi çok daha hızlı oluyor.

Miyom embolizasyonu, kasıktan ya da bilekten girilen ince bir kateter yardımıyla yapılır. Rahmi besleyen damarlara ulaşılır ve miyoma giden damarlar küçük taneciklerle kapatılır. Böylece miyom kanlanmasını kaybeder, zamanla küçülür ve şikâyetler geriler.
Genel anesteziye gerek yoktur.
Vücutta kesi yapılmaz, sadece iğne deliği büyüklüğünde giriş olur.
Çoğu hasta 1 gün içinde ayağa kalkar.
Kısacası embolizasyon, özellikle çok sayıda ya da rahim duvarına gömülü miyomlarda oldukça etkili bir yöntemdir.
Bu yöntemlerde miyomun içine özel bir iğne veya prob yerleştirilir ve ısı enerjisi kullanılarak miyom dokusu yakılır. Miyom küçülür, bası şikâyetleri azalır. Özellikle tek ve belirgin miyomlarda iyi bir seçenektir.
Bazı hormon düzenleyici ilaçlarla miyomun boyutunu küçültmek veya kanamayı kontrol altına almak mümkündür. Ancak ilaç tedavisi kalıcı bir çözüm değildir; tedavi bırakıldığında miyom genellikle eski haline döner. Bu nedenle ilaçlar çoğu zaman geçici bir rahatlama ya da ameliyat/embolizasyon öncesi hazırlık için tercih edilir.
Ameliyatsız yöntemler uygun olmayan ya da miyomun çok büyük olduğu durumlarda cerrahi seçenekler gündeme gelir. Burada amaç, ya sadece miyomu çıkarmak ya da bazı durumlarda tüm rahmi almak olabilir.
Miyomektomi, rahim korunarak yalnızca miyomun çıkarıldığı ameliyattır. Özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınlar için tercih edilir.
Açık cerrahi, laparoskopi (kapalı yöntem) veya histeroskopi (rahim içine girilerek) yapılabilir.
Rahmin yapısı korunduğu için doğurganlık şansı devam eder.
Bazı kadınlarda, özellikle çok sayıda ve büyük miyom varsa, rahmin tamamının alınması (histerektomi) gerekebilir.
Menopoz sonrası dönemde ve artık çocuk sahibi olma planı olmayanlarda tercih edilir.
Kalıcı bir çözümdür; miyomların tekrarlama ihtimali ortadan kalkar.
Ancak rahim alındığı için bir daha gebelik mümkün olmaz.
Miyom tedavisinde birçok seçenek var; ancak hastaların en çok merak ettiği şey şu: “Ameliyatsız yöntemler mi daha iyi, yoksa cerrahi mi?”
Aslında bunun tek bir cevabı yok. Her iki yaklaşımın da kendine özgü avantajları ve sınırlılıkları bulunuyor.
Ameliyatsız yöntemler (embolizasyon, ablasyon): Çoğu hasta aynı gün veya ertesi gün taburcu olur, birkaç gün içinde günlük yaşantısına döner.
Cerrahi yöntemler: Ameliyatın türüne göre değişir; açık cerrahi sonrası iyileşme haftalar sürebilir, kapalı cerrahilerde bu süre daha kısadır.
Ameliyatsız yöntemler: Vücutta sadece iğne deliği kadar küçük bir giriş yeri kalır, estetik açıdan sorun yaratmaz.
Cerrahi yöntemler: Açık ameliyatta daha büyük kesi izi olur, laparoskopide iz minimaldir.
Ameliyatsız yöntemler: Embolizasyon sonrası miyomların tekrar büyümesi nadirdir. Ancak yeni miyomlar zamanla oluşabilir.
Miyomektomi: Çıkarılan miyom geri gelmez, fakat başka yerlerden yeni miyomlar çıkabilir.
Histerektomi: Rahim tamamen alındığı için tekrar riski yoktur.
Ameliyatsız yöntemler: Rahim korunur, gebelik şansı çoğu hastada devam eder.
Miyomektomi: Rahim korunduğu için çocuk sahibi olunabilir.
Histerektomi: Rahim alındığından gebelik imkânsız hale gelir.
Ameliyatsız yöntemler: Genellikle çok düşük risklidir, kan transfüzyonu ihtiyacı nadirdir.
Cerrahi yöntemler: Özellikle açık ameliyatlarda kanama riski ve kan transfüzyonu ihtimali daha yüksektir.
📌 Kısacası:
Rahmini korumak isteyen ve hızlıca iyileşmek isteyen hastalarda ameliyatsız yöntemler öne çıkar.
Çok büyük, rahim boşluğunu tamamen bozan veya kontrolsüz kanamaya yol açan miyomlarda ise cerrahi yöntemler gündeme gelir.
Her hastanın miyomu farklı özellikler gösterir; bu nedenle tedavi seçimi de kişiye özel olmalıdır.
Genç yaşta ve çocuk sahibi olmak isteyenler: Rahim koruyucu yöntemler tercih edilir. Miyomektomi veya miyom embolizasyonu bu grupta ön plana çıkar.
Menopoza yaklaşan kadınlar: Miyomlar menopoz sonrası genellikle küçülür. Şiddetli şikâyet yoksa takip yeterli olabilir; ciddi kanama ya da bası bulguları varsa embolizasyon veya cerrahi düşünülebilir.
Şiddetli kanama yaşayanlar: Embolizasyon, miyomektomi ya da bazı durumlarda histerektomi gündeme gelebilir.
Çok büyük ve rahmi tamamen bozan miyomlarda: Histerektomi kesin çözüm sağlar.
Kısacası, miyom tedavisinde tek bir doğru yol yoktur. Önemli olan, hastanın şikâyetleri, yaşam planları ve tıbbi koşullar göz önüne alınarak doğru yöntemin seçilmesidir.
Bizim kliniğimizde miyom tedavisinde en çok tercih edilen yöntem miyom embolizasyonudur. Çünkü bu yöntem, hem şikâyetleri hızla azaltır hem de rahmi korur.
Adım adım süreç: İşlem öncesi detaylı damar haritalaması yapılır, miyoma giden damarlar belirlenir. Kateter yardımıyla bu damarlara ulaşılır ve miyomu besleyen damarlar tıkanır.
Ablasyon uygulamaları: Seçilmiş uygun hastalarda radyofrekans veya mikrodalga ablasyon yöntemleri ile miyomun küçülmesini sağlıyoruz.
Hasta deneyimleri: Birçok hastamız ameliyat gerekmeden, yalnızca 1 gün hastanede kalarak sağlığına kavuşuyor. Kanama ve ağrı şikâyetleri hızla azalıyor.
Takiplerimizi ise düzenli kontrollerle sürdürüyoruz. Böylece hem miyomun küçülme sürecini hem de hastanın şikâyetlerindeki iyileşmeyi yakından izliyoruz.
Miyom tedavisinde karar verirken “en iyi yöntem hangisi?” sorusunun tek bir cevabı yok. Güncel kılavuzlar, hastanın belirtileri, miyomun tipi/konumu ve doğurganlık planlarına göre kişiye özel seçim yapılmasını öneriyor. Aşağıda, gündelik pratikte en çok başvurduğumuz kaynakların ortak mesajlarını, kısa ve anlaşılır notlarla derledim:
Kılavuzlar ne diyor?
ACOG 2021 (Practice Bulletin No. 228): Tedavi bireyselleştirilmeli. Rahmi korumak isteyen hastalarda miyomektomi ve uterin arter embolizasyonu (UAE) uygun seçenekler; submüköz miyomlarda histeroskopik miyomektomi ilk tercih. Medikal seçenekler (LNG-IUS, traneksamik asit vb.) semptom kontrolünde yeri olan basamaklar. Paylaşımlı karar ve doğurganlık etkileri mutlaka konuşulmalı. ACOGLippincott
NICE NG88 (2025 güncel doküman): ≥3 cm miyomlarda UAE, miyomektomi veya histerektomi seçenekleri hastayla birlikte masaya yatırılmalı; submüköz miyomda histeroskopik çıkarım önerilir. İnvaziv tedavi planlanıyorsa öncesinde USG, gerekirse MR ile ayrıntılı haritalama yapılmalı. Histerektomi, sadece “kanama var” diye birinci basamak olmamalı; ikinci nesil endometrial ablasyon uygun olgularda düşünülebilir. Ulipristal asetat kullanımı karaciğer güvenliği nedeniyle sınırlı endikasyonlarla ele alınır. NICEEBI
ESGE 2024 “Good Practice” önerileri:
Histeroskopik miyomektomi: Submüköz (Tip 0–1–2) miyomlarda kanamayı azaltmada ve kavite anatomisini düzeltmede tercih edilen yöntem; sıvı yönetimi ve enerji sistemleriyle ilgili teknik ayrıntılar vurgulanır. FVVO
Abdominal/laparoskopik miyomektomi: Laparoskopik, robotik veya açık yaklaşımların endikasyonları ve teknik basamaklara ilişkin iyi uygulama notları sunulur. FVVOPubMed
RCR/RCOG (Birleşik Krallık) ortak rehberi: UAE, semptomatik miyomlarda yaygın ve kabul gören bir seçenek; NICE tarafından da tanınmış durumda. Uygun hasta seçiminde kadın-doğum ve girişimsel radyoloji ekiplerinin birlikte karar vermesi önerilir. rcog.org.uk
Kilit çalışmalar ne gösteriyor?
FEMME randomize çalışma (2–4 yıl): 2. yılda miyomektomi yaşam kalitesinde biraz üstün; 4. yılda fark istatistiksel olarak kapanıyor. Her iki yöntem de semptomları belirgin düzeltiyor; gebelik sayıları düşük olduğu için doğurganlık üzerine kesin sonuç çıkarılamıyor. PubMed+1
EMMY randomize çalışma (10 yıl): UAE sonrası hastaların ~2/3’ü uzun dönemde histerektomiden kaçınıyor; yaşam kalitesi her iki grupta benzer ve yüksek memnuniyet bildiriliyor. (Uzun dönem veriler: UAE iyi bir rahim koruyucu alternatif.) PubMedajog.org
2024 meta-analizi (Scientific Reports): UAE, erken dönem komplikasyonlar, tekrar yatış, hastanede kalış ve maliyet açısından avantajlı; ancak yeniden girişim/histerektomi ihtiyacı uzun vadede miyomektomiye göre daha yüksek. Yaşam kalitesi kazanımları orta-uzun vadede benzer. Kısacası iki yöntemin farklı güçlü yanları var; hasta öncelikleri ve miyom profili belirleyici. Nature
Pratiğe çevirirsek (bizim klinik yaklaşımımız):
Submüköz miyom → çoğunlukla histeroskopik çıkarım; kaviteyi düzeltmek hedef. (ESGE) FVVO
Çoklu/intramural ve rahmi korumak isteyen hasta → UAE güçlü seçenek; MR ve anjio ile detaylı damar haritalaması sonrası, kalibre partiküllerle (koil/ajanın yerine) seçici embolizasyon yapıyoruz. (ACOG, NICE) ACOGNICE
Tek/iri intramural miyom ve aktif bebek planı olan hastada → cerrahi miyomektomi sıklıkla öncelikli. (ACOG, FEMME) ACOGPubMed
Özet mesaj: Kılavuzlar ve çalışmalar, miyomektomi ile UAE’nin etkinlikte yakın, avantaj profillerinde farklı olduğunu; en doğru seçimin hastanın şikâyeti, miyom haritası ve doğurganlık hedefi ile belirlendiğini söylüyor. Biz de her hastada bu üçlüyü netleştirip, seçenekleri karşılaştırmalı şekilde anlatıyoruz. NICEACOGNature
1986 yılında Elbistan’da doğmuştur. 2010 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2015 yılında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Radyoloji ihtisasını aldı. 2015-2017 yılları arasında Tatvan Devlet Hastanesinde zorunlu hizmetini yapmıştır. 2018 yılından itibaren İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Girişimsel Radyolog olarak çalışmaktadır.
Girişimsel radyolojinin hassasiyetini kullanarak, hastalarımı ameliyatsız, etkili ve bireye özel çözümlerle sağlığına kavuşturmak için her gün daha iyisini yapmaya çalışıyorum.

İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Girişimsel Radyoloji Kliniği
0232 398 3700 – İç Hat:55387
info@girisimsel.com.tr
