Karaciğer Tümörleri ve Metastazları Nedir?
Karaciğer, vücudun en önemli organlarından biridir ve kanlanması çok zengin olduğu için
kanser hücrelerinin yerleşmeyi en sık tercih ettiği organlardan biridir.
Bu nedenle karaciğerde görülen kitleler iki ana gruba ayrılır:
Primer (birincil) karaciğer tümörleri:
Tümörün doğrudan karaciğer hücrelerinden kaynaklandığı durumlar.
En sık görüleni hepatoselüler karsinomdur (HCC).Karaciğer metastazları:
Vücudun başka bir organındaki kanserin (en sık kalın bağırsak, meme, pankreas, akciğer gibi)
karaciğere yayılmasıyla oluşan tümörler.
Hastalar çoğu zaman şu soruyla gelir:
“Karaciğerimde tümör var, bu mutlaka ameliyat mı demek?”
Aslında her karaciğer tümörü ameliyat edilebilir değildir.
Tümörün sayısı, boyutu, yerleşimi ve hastanın karaciğer rezervi bu kararı doğrudan etkiler.
Üstelik bazı hastalarda tümör erken evrede yakalansa bile, eşlik eden siroz veya ek hastalıklar
cerrahiyi riskli hale getirebilir.
İşte bu noktada, cerrahi dışı ama etkili ve hedefe yönelik tedavi seçenekleri gündeme gelir.
Karaciğer Tümörlerinde Klasik Tedaviler Neden Her Zaman Uygun Olmaz?
Karaciğer tümörlerinin tedavisinde klasik olarak;
cerrahi, kemoterapi ve bazı durumlarda radyoterapi kullanılır.
Ancak bu yöntemler her hasta için ideal değildir.
Cerrahinin sınırlılıkları:
Tümör sayısı fazla olabilir
Tümör hayati damarlara veya safra yollarına yakın yerleşmiş olabilir
Karaciğer fonksiyonları ameliyatı kaldıracak düzeyde olmayabilir
Kemoterapinin sınırlılıkları:
Tümörü tamamen yok etmek yerine çoğu zaman büyümeyi yavaşlatır
Lokal kontrol her zaman sağlanamaz
Yan etkiler hastanın yaşam kalitesini düşürebilir
Bu nedenle bazı hastalar kendilerini şu noktada bulur:
“Ameliyat olamıyorum, kemoterapi alıyorum ama tümör hâlâ orada.”
İşte ablasyon (yakma) tedavisi tam bu boşluğu doldurur.
Ablasyon; cerrahiye uygun olmayan veya ameliyat istemeyen hastalarda,
tümörü doğrudan hedef alarak yok etmeyi amaçlayan,
minimal invaziv bir girişimsel radyoloji yöntemidir.
Bu yaklaşım sayesinde, “tedavisiz kalmak” ile “büyük ameliyat” arasında
hastaya gerçek bir üçüncü seçenek sunulmuş olur.
Ablasyon (Yakma) Tedavisi Nedir?
Ablasyon, kelime anlamı olarak “yok etme” demektir.
Karaciğer tümörlerinde ablasyon tedavisi ise, tümör dokusunun ısı veya enerji kullanılarak içeriden yok edilmesi anlamına gelir.
Bu tedavide amaç;
tümörü cerrahi olarak çıkarmak değil,
tümör hücrelerini yerinde etkisiz hale getirmektir.
Ablasyon işlemi:
Ciltte büyük bir kesi yapılmadan,
Genellikle birkaç milimetrelik bir iğne girişiyle,
Ultrason veya bilgisayarlı tomografi (BT) eşliğinde
gerçekleştirilir.
Girişimsel radyolog, görüntüleme rehberliğinde ablasyon iğnesini doğrudan tümörün içine yerleştirir.
Ardından uygulanan enerji ile tümör dokusu kontrollü şekilde ısıtılır ve tümör hücreleri geri dönüşsüz olarak tahrip edilir.
Buradaki en önemli nokta şudur:
Ablasyon hedefe yöneliktir.
Yani sadece tümör dokusu etkilenir, çevredeki sağlıklı karaciğer dokusu mümkün olduğunca korunur.
Bu yönüyle ablasyon;
Ameliyatsız,
Organ koruyucu,
Gerekirse tekrarlanabilir
bir tedavi seçeneği sunar.
Hangi Ablasyon Yöntemleri Kullanılır?
Karaciğer tümörlerinde kullanılan ablasyon yöntemleri, temelde uygulanan enerji türüne göre ayrılır.
Hangi yöntemin seçileceği; tümörün boyutuna, yerleşimine, sayısına ve hastanın genel durumuna göre belirlenir.
🔹 Radyofrekans Ablasyon (RFA)
RFA’da, ablasyon iğnesi üzerinden verilen radyofrekans enerjisi ile tümör dokusu ısıtılır.
Isıya duyarlı tümör hücreleri bu sayede yok edilir.
RFA özellikle:
Küçük çaplı tümörlerde,
Hayati yapılardan nispeten uzakta yerleşmiş lezyonlarda
etkili bir yöntemdir.
🔹 Mikrodalga Ablasyon (MWA)
Mikrodalga ablasyon, daha güçlü ve hızlı ısı oluşturan bir tekniktir.
Daha yüksek sıcaklıklara daha kısa sürede ulaşabildiği için:
Daha büyük tümörlerde,
Birden fazla odaklı lezyonlarda
avantaj sağlar.
Ayrıca MWA, kan akımının soğutucu etkisinden (heat-sink etkisi) daha az etkilenir.
Bu da damar yakınındaki tümörlerde etkinliğini artırır.
🔹 Diğer Yöntemler (Seçilmiş Olgularda)
Bazı özel durumlarda etil alkol ablasyonu gibi yöntemler de tercih edilebilir.
Ancak günümüzde karaciğer tümörlerinde en sık kullanılan ve en etkin yöntemler
RFA ve MWA’dır.
Özetle, “en iyi ablasyon yöntemi” diye tek bir doğru yoktur.
Doğru yöntem; doğru tümör için, doğru hastada, doğru teknikle seçilendir.
Ablasyon İşlemi Nasıl Yapılır? (Adım Adım)
Karaciğer tümörlerinde ablasyon işlemi, görüntüleme eşliğinde, yani tümörün yeri milimetrik olarak görülerek yapılan bir girişimdir.
Amaç, tümörü tam merkezinden hedeflemek ve çevre sağlıklı dokuyu koruyarak etkisiz hale getirmektir.
İşlem genellikle şu adımlarla ilerler:
Öncelikle hasta, ultrason veya bilgisayarlı tomografi (BT) cihazı altında değerlendirilir.
Tümörün yeri, boyutu ve çevresindeki damar–safra yolları ilişkisi netleştirilir.
Bu aşama, işlemin güvenliği ve başarısı açısından kritik öneme sahiptir.
Ardından:
Ciltte kesi yapılmadan,
İnce bir ablasyon iğnesi ile,
Görüntüleme eşliğinde doğrudan tümörün içine girilir.
İğne doğru pozisyona yerleştirildikten sonra seçilen ablasyon yöntemi (RFA veya MWA) devreye alınır.
Uygulanan enerji ile tümör dokusu kontrollü şekilde ısıtılır ve tümör hücreleri kalıcı olarak yok edilir.
Gerekirse aynı seansta birden fazla odak tedavi edilebilir.
İşlem:
Çoğu zaman lokal anestezi ve hafif sedasyon altında yapılır,
Ortalama 30–60 dakika sürer,
Büyük bir cerrahi travma oluşturmaz.
İşlem sonrası hasta kısa bir gözlem süresine alınır.
Çoğu hastada ya aynı gün, ya da 1 gece yatış sonrası taburculuk mümkündür.
İyileşme süreci genellikle hızlıdır ve günlük hayata dönüş kısa sürede sağlanır.
Hangi Hastalar İçin Uygundur?
Ablasyon tedavisi, her karaciğer tümörü olan hastaya otomatik olarak uygulanan bir yöntem değildir.
Başarının anahtarı, doğru hasta ve doğru tümör seçimidir.
Bu tedavi özellikle şu hasta gruplarında güçlü bir seçenek sunar:
Sınırlı sayıda ve küçük–orta boyutlu karaciğer tümörü olan hastalar
Cerrahiye uygun olmayan veya ameliyat riski yüksek olan bireyler
Siroz gibi nedenlerle karaciğer rezervi sınırlı olan hastalar
Metastatik hastalıkta, karaciğerdeki odaklar için lokal kontrol hedeflenen olgular
Ameliyat istemeyen ancak aktif tedaviyle tümörün yok edilmesini isteyen hastalar
Buna karşılık:
Çok yaygın tümör yükü olan,
Karaciğerin büyük bölümünü tutan lezyonlarda,
Aktif enfeksiyon veya ciddi pıhtılaşma sorunları bulunan hastalarda
ablasyon uygun olmayabilir.
Bu nedenle işlem öncesinde:
Ayrıntılı görüntüleme,
Karaciğer fonksiyon testleri,
Multidisipliner değerlendirme
büyük önem taşır.
Ablasyon tedavisi, doğru hastada uygulandığında
ameliyatsız, hedefe yönelik ve etkili bir tümör kontrolü sağlayabilir.
Üstelik gerektiğinde diğer tedavilerle (cerrahi, kemoterapi, TACE/TARE) birlikte planlanabilir.
Kliniğimizde Karaciğer Ablasyon Tedavisine Yaklaşım
Kliniğimizde karaciğer tümör ve metastazlarında ablasyon tedavisini,
tek başına bir “yakma işlemi” olarak değil,
hastaya özel planlanan bütüncül bir onkolojik girişim olarak ele alıyoruz.
Her hastada işlem öncesinde:
Güncel BT ve/veya MR görüntüleri ayrıntılı şekilde analiz edilir,
Tümörün damarlar, safra yolları ve komşu organlarla ilişkisi dikkatle değerlendirilir,
En uygun ablasyon tekniği (RFA veya MWA) hastaya özel olarak belirlenir.
İşlemlerimizi ince ve modern ablasyon sistemleri kullanarak gerçekleştiriyoruz.
Bu sayede:
Hedefleme daha hassas yapılır,
Sağlıklı karaciğer dokusu maksimum düzeyde korunur,
İşlem süresi ve komplikasyon riski azalır.
Ablasyon işlemleri çoğu zaman lokal anestezi ve sedasyon altında yapılır.
Bu yaklaşım hem hasta konforunu artırır hem de işlem sonrası toparlanmayı hızlandırır.
Uygun hastalarda aynı gün taburculuk veya kısa süreli yatış mümkündür.

Bazı hastalarda ablasyon tek başına yeterli olurken,
bazı durumlarda diğer minimal invaziv tedavilerle kombine yaklaşım gerekebilir.
Kliniğimizde gerekli olgularda:
TACE veya TARE gibi damar içi tedaviler,
Sistemik onkolojik tedaviler,
Tekrarlayan ablasyon seansları
birlikte planlanabilir.
Buradaki temel hedef;
maksimum tümör kontrolünü, minimum invazivlikle sağlamaktır.
Ablasyon Sonrası Süreç ve Takip
Ablasyon sonrası iyileşme süreci genellikle hızlı ve konforludur.
Hastaların büyük bir kısmı işlemden sonraki ilk saatlerde mobilize olabilir.
İşlem sonrası dönemde:
Karaciğer bölgesinde hafif ağrı veya dolgunluk hissi olabilir,
Bu şikâyetler çoğunlukla basit ağrı kesicilerle kontrol altına alınır,
Ciddi bir günlük yaşam kısıtlaması gerekmez.
Ablasyon tedavisinin başarısı, düzenli ve doğru takip ile değerlendirilir.
Bu amaçla genellikle:
İşlemden 4–6 hafta sonra kontrastlı BT veya MR ile kontrol yapılır,
Tümörün tamamen etkisiz hale gelip gelmediği görüntüleme ile doğrulanır.
Görüntülemede:
Ablasyon alanında canlı tümör dokusu izlenmezse, işlem başarılı kabul edilir,
Gerekli durumlarda ek ablasyon seansı veya farklı tedavi seçenekleri planlanabilir.
Uzun dönem takipte:
Hastanın karaciğer fonksiyonları izlenir,
Yeni lezyon gelişimi açısından düzenli kontroller yapılır,
Onkoloji ve ilgili branşlarla multidisipliner iş birliği sürdürülür.
Sonuç olarak, ablasyon sonrası süreç;
yalnızca işlemin bitmesiyle değil,
doğru takip ve zamanında müdahalelerle anlam kazanır.
Bu yaklaşım, hem tümör kontrolünü artırır hem de hastanın yaşam kalitesini korur.
Ablasyon Tedavisinin Avantajları ve Sınırlılıkları
Karaciğer tümör ve metastazlarında ablasyon tedavisi, doğru hastada uygulandığında son derece etkili bir yöntemdir.
Ancak her tedavi gibi, avantajları kadar sınırları da bilinerek değerlendirilmelidir.
Ablasyon Tedavisinin Avantajları
Ameliyatsızdır: Büyük cerrahi girişimlere gerek kalmaz.
Organ koruyucudur: Sağlıklı karaciğer dokusu büyük ölçüde korunur.
Hedefe yöneliktir: Sadece tümör dokusu tedavi edilir.
Tekrarlanabilir: Gerekirse aynı hastada birden fazla seans uygulanabilir.
Kısa iyileşme süresi sağlar: Günlük yaşama dönüş genellikle hızlıdır.
Diğer tedavilerle uyumludur: Cerrahi, kemoterapi, TACE/TARE gibi yöntemlerle kombine edilebilir.
Sınırlılıkları
Her tümör için uygun değildir: Çok büyük veya çok yaygın tümörlerde etkinliği sınırlı olabilir.
Teknik deneyim gerektirir: Doğru hedefleme ve güvenli uygulama şarttır.
Takip gerektirir: Ablasyon sonrası düzenli görüntüleme zorunludur.
Bazen ek seans gerekebilir: İlk uygulamada tam yanıt alınamayan olgularda tekrar planlanabilir.
Bu nedenle ablasyon, “herkese uygulanacak tek çözüm” değil;
doğru hasta ve doğru tümör için güçlü bir seçenek olarak değerlendirilmelidir.
Sonuç: Karaciğer Tümörlerinde Ameliyatsız ve Hedefe Yönelik Tedavi Mümkün mü?
Karaciğer tümörleri ve metastazları, her hastada aynı şekilde seyreden hastalıklar değildir.
Bu nedenle tedavi yaklaşımı da tek tip olmamalıdır.
Ablasyon (yakma) tedavisi, cerrahiye uygun olmayan ya da ameliyat istemeyen hastalarda,
tümörü doğrudan hedef alarak yok etmeyi amaçlayan,
minimal invaziv ve modern bir girişimsel radyoloji yöntemidir.
Önemli olan, ablasyonu cerrahinin “yerine geçen” bir işlem olarak görmek değil;
doğru hastada cerrahinin alternatifi veya tamamlayıcısı olarak konumlandırmaktır.
Uygun hasta seçimi, doğru teknik ve deneyimli bir ekip ile uygulandığında,
ablasyon hem tümör kontrolü sağlar hem de hastanın yaşam kalitesini korur.
Kliniğimizde uygulanan yaklaşımda hedef nettir:
Gereksiz büyük ameliyatlardan kaçınmak,
Karaciğer rezervini korumak,
Hastaya en az yükle en etkili tedaviyi sunmak.
Sonuç olarak;
karaciğer tümör ve metastazlarında ablasyon tedavisi,
ameliyatsız, hedefe yönelik ve bilimsel temeli güçlü bir seçenek olarak
günümüzde giderek daha fazla hastaya umut vermektedir.








