Pazartesi- Cuma 09.00 - 16.00 0232 398 3700 – İç Hat:55387 Uz.Dr. Mehmet Hakan PIÇAK
Minimal İnvaziv
Ameliyatsız, Kesi yok
Görüntüleme Eşiliğinde
Hassas müdahale
Yenilikçi
İnovasyonla sürekli gelişim

Varis Tedavisi Lokal Anesteziyle Yapılır mı? Sedasyon Gerekir mi?

Varis tedavisi planlanan birçok hastanın aklındaki ilk soru yöntemden önce konforla ilgilidir: “Bu işlemde uyutulacak mıyım, ağrı hisseder miyim, sedasyon gerekir mi?” Bu kaygı çok anlaşılır. Çünkü varis tedavisi çoğu zaman bacakta, gözle görülen damarların üzerinde konuşulur ve hasta doğal olarak işlemi bütün ayrıntılarıyla zihninde canlandırmaya çalışır.

Kısa cevap şudur: Modern varis tedavilerinin önemli bir bölümü lokal anesteziyle, yani işlem yapılacak bölgenin uyuşturulmasıyla uygulanabilir. Endovenöz lazer, radyofrekans ablasyon, uygun skleroterapi uygulamaları ve bazı tamamlayıcı işlemler çoğu hastada genel anestezi gerektirmeden, ayaktan planlanabilir. Ancak bu, sedasyonun hiçbir zaman kullanılmadığı anlamına gelmez. Sedasyon; işlem kapsamı genişse, hasta kaygısı belirginse, ağrı eşiği düşükse veya klinik durum bunu gerektiriyorsa ayrıca değerlendirilebilir.

Burada önemli nokta, anestezi kararının tek başına “varis var” cümlesine göre verilmemesidir. Hangi damar tedavi edilecek, işlem ne kadar sürecek, lazer veya RF gibi ısı kullanılan bir yöntem mi uygulanacak, köpük skleroterapi mi planlanacak, ek mini flebektomi gerekecek mi, hastanın ek hastalıkları ve kullandığı ilaçlar neler? Bütün bunlar birlikte düşünülür.

RadiologyInfo, endovenöz varis ablasyonunda giriş yerinin lokal anesteziyle uyuşturulduğunu ve damar çevresine lokal anestezik uygulandığını açıklar. NICE endovenöz lazer tedavisinin ultrason eşliğinde ve lokal anestezi altında yapılabildiğini belirtir. Cleveland Clinic de endovenöz termal ablasyon sırasında damar çevresinin lokal anesteziyle uyuşturulduğunu anlatır. Bu kaynaklar, hastaya şu temel mesajı verir: varis tedavisinde genel anestezi çoğu zaman ilk ve zorunlu seçenek değildir.

Kısa karar özeti: Varis tedavisi uygun hastalarda lokal anesteziyle yapılabilir. Sedasyon rutin olarak şart değildir; hastanın kaygısı, işlem süresi, kombine işlem ihtiyacı, ağrı eşiği ve genel sağlık durumu dikkate alınarak planlanır. En doğru anestezi yaklaşımı muayene, Doppler haritası ve kişisel değerlendirme sonrasında netleşir.

Varis tedavisinde lokal anestezi, genel anestezi ve konfor takibini anlatan açıklamalı görsel
Varis tedavisinde çoğu hastada amaç uyanık, konforlu ve kontrollü bir süreç planlamaktır.

Lokal anestezi varis tedavisinde ne anlama gelir?

Lokal anestezi, hastanın tüm vücudunun uyutulması değil, işlem yapılacak bölgenin uyuşturulmasıdır. Varis tedavisinde bu çoğu zaman ciltteki giriş noktası ve tedavi edilecek damar çevresi için uygulanır. Hasta genellikle uyanıktır, çevresinde olup biteni fark eder, ancak keskin ağrı hissinin azaltılması hedeflenir.

Endovenöz lazer veya radyofrekans gibi damar içinden yapılan işlemlerde önce ultrasonla damar haritası görülür. Sonra ciltte küçük bir giriş yeri uyuşturulur ve ince bir kateter damar içine yerleştirilir. Isı kullanılacaksa damar çevresine tümesan lokal anestezi adı verilen özel bir sıvı uygulanabilir. Bu sıvı hem uyuşturma sağlar hem de çevre dokuları ısıdan korumaya yardım eder.

Bu yaklaşım hastanın ameliyathanede tamamen uyutulduğu klasik genel anesteziden farklıdır. Solunumun cihazla desteklenmesi, derin uyku hali ve uzun uyanma süreci çoğu rutin endovenöz varis işleminde beklenen bir zorunluluk değildir. Elbette her merkezde uygulama ayrıntıları değişebilir; ancak temel mantık, gereksiz anestezi yükü oluşturmadan güvenli ve tolere edilebilir bir işlem yapmaktır.

Hastanın hissedebileceği şeyler tamamen sıfır olmayabilir. İlk uyuşturma sırasında kısa süreli iğne batması, hafif yanma, basınç veya çekilme hissi olabilir. Çoğu hasta bunu “dayanılmayacak ağrı”dan çok kısa süreli rahatsızlık ve baskı olarak tarif eder. Buna rağmen ağrı eşiği kişiden kişiye değiştiği için işlem boyunca hastanın geri bildirimi önemlidir.

Hangi varis işlemleri lokal anesteziyle yapılabilir?

Varis tedavisi tek bir işlemden oluşmaz. Bu nedenle “lokal anestezi yeterli mi?” sorusunun cevabı hangi yöntemin planlandığına göre değişir.

Endovenöz lazer tedavisi ve radyofrekans ablasyon, ana yüzeyel toplardamarlarda reflü saptanan uygun hastalarda kullanılan damar içi kapatma yöntemleridir. Bu işlemlerde genellikle damar çevresine tümesan lokal anestezi uygulanır. Amaç hem ağrı kontrolü sağlamak hem de ısı enerjisi ile çevre dokular arasında koruyucu bir alan oluşturmaktır. Bu nedenle hasta çoğu zaman uyanık kalabilir.

Köpük skleroterapi veya sıvı skleroterapi ise daha çok yüzeyel yan dallar, kılcal damarlar veya seçilmiş varis segmentlerinde kullanılır. Bu işlemlerde genellikle genel anestezi gerekmez. Bazı hastalarda işlem sırasında hafif yanma, kramp veya damar boyunca kısa süreli gerginlik hissi olabilir. Bu his çoğu zaman sınırlı sürer, fakat damar yapısı ve uygulanan alan genişliği deneyimi değiştirebilir.

Mini flebektomi gibi yüzeyel kabarık damarların küçük girişlerden çıkarıldığı tamamlayıcı işlemlerde de lokal anestezi kullanılabilir. Ancak damar sayısı fazlaysa, alan genişse veya işlem kombine planlanıyorsa konfor için ek destekler gündeme gelebilir. Burada amaç, hastayı gereksiz yere uyutmak değil, işlem kapsamına uygun konforu sağlamaktır.

Tümesan anestezi nedir ve neden önemlidir?

Tümesan anestezi, özellikle lazer ve radyofrekans gibi ısı kullanılan endovenöz tedavilerde sık konuşulan bir lokal anestezi biçimidir. Basitçe anlatmak gerekirse, damar çevresine ultrason eşliğinde seyreltilmiş lokal anestezik içeren sıvı verilir. Bu sıvı damar boyunca bir koruyucu kılıf gibi yerleşir.

Bu uygulamanın birkaç amacı vardır. Birincisi, damar çevresindeki dokuları uyuşturarak işlem sırasında ağrı hissini azaltmaya yardım eder. İkincisi, ısı enerjisinin çevre sinir, cilt ve yumuşak dokulara etkisini azaltan bir tampon alan oluşturur. Üçüncüsü, damar çapını ve damar-kateter ilişkisini daha kontrollü hale getirerek işlemin teknik olarak daha düzenli yapılmasına destek olabilir.

Hasta açısından tümesan anestezi sırasında en çok hissedilen kısım genellikle bu sıvının verilmesidir. Birden fazla noktadan uygulama yapılabileceği için kısa süreli batma, basınç veya dolgunluk hissi yaşanabilir. Asıl ısı enerjisi uygulanırken ise bu hazırlık sayesinde ağrı hissi genellikle daha yönetilebilir düzeyde olur.

Tümesan anestezi bazen hastaya “çok fazla iğne yapılacak” gibi korkutucu gelebilir. Oysa klinik amaç, hastayı zorlamak değil, işlemi hem konforlu hem de güvenli hale getirmektir. Bu nedenle uygulama ultrason rehberliğinde, hedef damar hattı boyunca kontrollü yapılır.

Tümesan lokal anestezinin uyuşturma, koruma ve damar çevresinde tampon etkisini gösteren açıklamalı görsel
Tümesan lokal anestezi, ısı kullanılan işlemlerde hem konfor hem de çevre doku koruması için önemlidir.

Sedasyon tam olarak nedir?

Sedasyon, hastanın tamamen genel anesteziyle uyutulmasından farklıdır. Genellikle rahatlama, kaygının azalması ve işlem toleransının artması için verilen ilaç desteğini ifade eder. Hafif sedasyonda hasta çoğu zaman uyarılara yanıt verebilir; daha derin sedasyon düzeylerinde ise izlem ve anestezi ekibi gereksinimi artar.

Varis tedavisinde sedasyonun amacı işlemi “daha ciddi” hale getirmek değildir. Tam tersine, bazı hastalarda lokal anesteziye ek olarak konforu artırmak için düşünülür. Özellikle işlem uzun sürecekse, iki bacak veya birden fazla damar segmenti aynı seansta ele alınacaksa, hasta çok kaygılıysa veya daha önce işlem travması yaşamışsa sedasyon seçeneği konuşulabilir.

Ancak sedasyonun da kendine ait hazırlığı vardır. Açlık süresi, refakatçi ihtiyacı, işlem sonrası araç kullanmama, tansiyon-solunum takibi ve kullanılan ilaçların değerlendirilmesi gerekebilir. Bu nedenle sedasyon “daha kolay” bir seçenek gibi görülmemelidir; doğru hastada yararlı olabilir, gerekmeyen hastada ise ek yük oluşturabilir.

Bu yüzden karar kişiye göre verilir. Bazı hastalar lokal anesteziyle gayet rahat işlem geçirir. Bazı hastalarda ise aynı işlem kapsamı, kaygı veya ağrı eşiği nedeniyle sedasyonla daha konforlu hale gelebilir. Burada doğru yaklaşım, hastayı tek bir kalıba sokmadan değerlendirmektir.

Sedasyon hangi durumlarda düşünülebilir?

Sedasyon en çok hastanın işlem toleransını etkileyen durumlarda gündeme gelir. Örneğin belirgin iğne korkusu, panik düzeyinde kaygı, daha önce tıbbi işlem sırasında kötü deneyim yaşamış olmak veya uzun süreceği öngörülen kombine tedaviler bu kararı etkileyebilir.

İşlem kapsamı da önemlidir. Tek bir kısa skleroterapi seansında sedasyon çoğu zaman gereksiz olabilir. Buna karşılık ana damar ablasyonu, çok sayıda yan dal düzenlemesi ve ek yüzeyel işlem aynı seansta planlanıyorsa hasta konforu ayrıca değerlendirilir. Bazen işlemi iki seansa bölmek sedasyondan daha doğru olabilir; bazen de tek seansta sedasyonla ilerlemek daha mantıklı görülür.

Ek hastalıklar da kararın parçasıdır. Uyku apnesi, ciddi kalp-akciğer hastalığı, ileri yaş, düzenli kullanılan sakinleştirici ilaçlar, kan sulandırıcılar veya daha önce anesteziyle ilgili sorunlar varsa sedasyon kararı daha dikkatli verilir. Sedasyon yapılacaksa uygun izlem ve hazırlık gerekir.

Bu nedenle sedasyon ihtiyacı hastanın yalnızca “çok korkuyorum” demesiyle otomatikleşmez, ama bu cümle de hafife alınmaz. Kaygı gerçektir ve işlem deneyimini etkileyebilir. İyi bir değerlendirme hem tıbbi güvenliği hem de hastanın psikolojik konforunu birlikte ele alır.

Varis tedavisinde sedasyon kararını sakin hasta, kaygı yüksekliği ve özel risklere göre anlatan şema
Sedasyon kararı rutin değil; hastanın kaygısı, işlem kapsamı ve tıbbi riskleri birlikte değerlendirilir.

Genel anestezi varis tedavisinde ne zaman gündeme gelir?

Genel anestezi, hastanın tamamen uyutulduğu ve daha kapsamlı anestezi izlemi gerektiren bir yaklaşımdır. Modern endovenöz varis tedavilerinde çoğu hastada rutin olarak gerekmez. Bunun temel nedeni, işlemlerin küçük giriş yerlerinden, ultrason eşliğinde ve hedef damara yönelik yapılabilmesidir.

Yine de bazı özel durumlarda genel anestezi veya daha ileri anestezi desteği değerlendirilebilir. Çok geniş cerrahi işlem planlanıyorsa, klasik cerrahi stripping gibi daha invaziv yöntemler gündemdeyse, hasta lokal anestezi ve sedasyonu tolere edemeyecek durumdaysa veya tıbbi nedenlerle farklı bir yaklaşım gerekiyorsa anestezi planı değişebilir.

Hasta açısından önemli ayrım şudur: Endovenöz varis tedavisi konuşuluyorsa, genel anestezi çoğu zaman ilk beklenti olmamalıdır. Fakat “asla gerekmez” demek de doğru değildir. İşlem tipi, damar haritası, ek tedavi ihtiyacı ve hastanın sağlık durumu planı belirler.

Bu yüzden ilk görüşmede yalnızca hangi damarların tedavi edileceği değil, işlemin nasıl bir konfor planıyla yapılacağı da konuşulmalıdır. Hasta işlem günü ne hissedebileceğini, ne kadar uyanık olacağını, sedasyon varsa neye dikkat etmesi gerektiğini önceden bilirse kaygı belirgin azalır.

İşlem sırasında hasta ne hisseder?

Lokal anesteziyle yapılan varis tedavisinde hasta çoğu zaman işlem boyunca uyanıktır. İlk aşamada cilt temizlenir, ultrasonla damar görülür ve giriş noktası uyuşturulur. Bu sırada kısa süreli iğne batması veya yanma hissi olabilir. Daha sonra kateter yerleştirilirken genellikle keskin ağrıdan çok basınç veya dokunma hissi tarif edilir.

Tümesan anestezi verilirken damar hattı boyunca dolgunluk, baskı veya kısa süreli rahatsızlık hissedilebilir. Bu aşama bazı hastalar için işlemin en belirgin hissedilen kısmıdır. Ancak uygulama tamamlandığında damar çevresi daha iyi uyuşur ve asıl tedavi aşaması çoğu zaman daha rahat ilerler.

Köpük skleroterapide ise ince iğne girişleri, ilacın verildiği anda hafif yanma, kısa süreli kramp veya damar boyunca gerginlik hissi olabilir. Her hastada aynı olmaz. Damarın çapı, verilen miktar, uygulanan bölge ve hastanın ağrı eşiği deneyimi etkiler.

İşlem sırasında dayanılmaz bir ağrı beklenmez. Böyle bir ağrı olursa hastanın bunu söylemesi gerekir. İşlemi yapan ekip lokal anesteziyi artırabilir, kısa ara verebilir veya planı gözden geçirebilir. Hastanın sessizce katlanması beklenmez; geri bildirim sürecin doğal parçasıdır.

Lokal anesteziyle işlem sonrası süreç nasıldır?

Lokal anesteziyle yapılan varis tedavilerinin önemli avantajlarından biri, birçok hastada aynı gün ayağa kalkmanın mümkün olmasıdır. İşlem bittikten sonra bacak bandajlanabilir, varis çorabı önerilebilir ve kısa süreli yürüyüş istenebilir. Bu ayrıntılar yapılan yönteme göre değişir.

İlk günlerde damar hattında çekilme, hafif hassasiyet, morarma, lokal sertlik veya skleroterapi yapılan bölgede renk değişikliği görülebilir. Bunlar çoğu zaman beklenen iyileşme tepkileridir. Yine de artan şiddetli ağrı, tek taraflı belirgin baldır şişliği, yaygın kızarıklık, ateş, nefes darlığı veya göğüs ağrısı gibi bulgular olursa beklenen süreç gibi değerlendirilmemelidir.

Sedasyon kullanılmışsa işlem sonrası kurallar biraz değişebilir. Hasta aynı gün araç kullanmamalı, önemli kararlar almamalı ve refakatçiyle eve dönmelidir. Sedasyonun düzeyine göre izlem süresi ve açlık kuralları önceden anlatılır.

Lokal anesteziyle işlem yapıldıysa genellikle toparlanma daha sade olur. Ancak bu, işlemin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Her damar içi işlem gibi varis tedavisi de doğru hazırlık, doğru teknik, işlem sonrası takip ve hasta bilgilendirmesi gerektirir.

Anestezi kararı Doppler ile nasıl ilişkilidir?

Doppler ultrason yalnızca hangi damarın sorunlu olduğunu göstermez; işlem planının kapsamını da belirler. Ana safen ven boyunca uzun segment reflü varsa, tedavi daha farklı planlanır. Sadece yüzeyel yan dallar veya kılcal damarlar ön plandaysa başka bir yaklaşım gerekir. Bu fark, anestezi planına da yansır.

Örneğin kısa ve sınırlı bir skleroterapi seansında lokal önlemler yeterli olabilir. Buna karşılık uzun segment endovenöz ablasyon yapılacaksa tümesan lokal anestezi gerekir. Aynı seansta birden fazla damar hattı, yan dal ve estetik düzenleme planlanıyorsa işlem süresi uzayabilir; bu da konfor planının yeniden düşünülmesine yol açabilir.

Varis tedavisi öncesi Doppler ultrason bu nedenle yalnızca tanı testi değildir; tedavinin haritasıdır. Hangi yöntem, hangi sırayla, hangi konfor planıyla uygulanacak sorularının zemini Dopplerle kurulur.

Bu yaklaşım hastayı gereksiz işlemden korur. Aynı zamanda gerçekten gerekli olan tedavinin eksik yapılmasını da önler. Varis tedavisinde iyi sonuç, yalnızca anestezinin rahat olmasına değil, doğru damarın doğru yöntemle hedeflenmesine bağlıdır.

Kliniğimizde konfor planını nasıl değerlendiriyoruz?

Bizim için ilk hedef, hastaya gerçekçi ve anlaşılır bir işlem deneyimi anlatmaktır. “Hiçbir şey hissetmezsiniz” demek doğru değildir; çünkü lokal anesteziyle yapılan her işlemde kısa süreli batma, basınç veya dolgunluk hissi olabilir. Ama “çok ağrılı ve zor bir işlem” gibi anlatmak da çoğu modern varis tedavisi için abartılı olur.

Önce hastanın şikayetini, damar haritasını ve tedavi hedefini değerlendiririz. Sonra yöntemi seçeriz: lazer mi, RF mi, köpük mü, kombine yaklaşım mı, yoksa takip mi daha uygun? Bu karar netleşmeden anestezi planı da netleşmez.

Hastanın kaygısını ayrıca sorarız. Çünkü bazı hastalar teknik olarak küçük bir işlemde bile yoğun endişe yaşayabilir. Bazı hastalar ise daha uzun işlemleri lokal anesteziyle rahat tolere edebilir. Bu farkı görmek önemlidir. Konfor planı yalnızca damara değil, hastaya göre yapılır.

Sedasyon gerekiyorsa bunun avantajlarını ve getirdiği hazırlıkları açıkça konuşmak gerekir. Gerekmiyorsa da hastaya neden lokal anestezinin yeterli olabileceği anlatılmalıdır. Böylece hasta işlem günü neyle karşılaşacağını bilir ve belirsizlik azalır.

Bu görüşmede hastanın günlük yaşam beklentisi de konuşulur. Örneğin aynı gün işine dönmek isteyen bir hasta ile işlem sonrası dinlenme imkanı olan bir hastanın planı aynı olmayabilir. Uzun süre ayakta çalışan, daha önce varis tedavisi geçirmiş, iki bacakta yaygın işlem ihtimali bulunan veya çok sayıda yüzeyel damar düzenlemesi beklenen kişilerde seans planı daha dikkatli yapılır. Bazen konforu artırmanın en iyi yolu sedasyon değil, işlemi daha kısa ve hedefli seanslara bölmektir. Bazen de tek seansta daha kapsamlı ilerlemek hasta için daha uygun olabilir. Bu ayrım, hastanın kaygısını dinleyerek ve Doppler haritasını gerçekçi okuyarak yapılır.

Ne zaman doktorla ayrıca konuşmak gerekir?

Varis tedavisi öncesinde anesteziyle ilgili kaygınız belirginse bunu mutlaka söylemelisiniz. İğne korkusu, panik atak öyküsü, daha önce anestezi sırasında sorun yaşama, çok düşük ağrı eşiği veya işlem günü yalnız gelme gibi ayrıntılar planı etkileyebilir.

Kullandığınız ilaçlar da önemlidir. Kan sulandırıcılar, diyabet ilaçları, tansiyon ilaçları, sakinleştiriciler ve alerji öyküsü işlem öncesinde bilinmelidir. Lokal anesteziklere karşı daha önce reaksiyon yaşadıysanız bunu özellikle belirtmeniz gerekir.

Eğer sedasyon düşünülüyorsa açlık, refakatçi ve işlem sonrası araç kullanmama gibi kurallar önceden netleşmelidir. Sedasyon yapılmayacaksa bile lokal anesteziyle işlemde hangi aşamada ne hissedilebileceğini bilmek çoğu hastanın kaygısını azaltır.

Randevu öncesinde daha önce yapılmış Doppler raporlarınızı, kullanılan ilaç listesini ve varsa önceki varis tedavisi notlarını yanınızda getirmeniz planlamayı kolaylaştırır. Böylece yalnızca “işlem yapılacak mı?” sorusu değil, “hangi yöntem, hangi anestezi yaklaşımı ve hangi seans düzeni daha doğru olur?” sorusu daha sağlıklı yanıtlanabilir.

Bacakta ani şişlik, yeni başlayan şiddetli baldır ağrısı, kızarıklık, ısı artışı, nefes darlığı veya göğüs ağrısı varsa konu rutin varis tedavisi planından ayrılır. Böyle belirtilerde öncelik varis işleminden önce güvenli tıbbi değerlendirmedir.

Sık Sorulan Sorular

İlk uyuşturma sırasında kısa süreli iğne batması veya yanma olabilir. Tümesan anestezi verilirken basınç ve dolgunluk hissedilebilir. Ancak amaç keskin ağrıyı azaltmak ve işlemi tolere edilebilir hale getirmektir.

Hayır. Sedasyon her hastada gerekli değildir. Kaygı düzeyi, işlem süresi, kombine işlem ihtiyacı, ağrı eşiği ve ek hastalıklar değerlendirilerek karar verilir.

Hayır. Tümesan anestezi damar çevresine verilen lokal uyuşturucu ve koruyucu sıvıdır. Sedasyon ise hastanın kaygısını ve işlem farkındalığını azaltmak için verilen ilaç desteğidir.

Birçok durumda aynı gün eve dönüş mümkündür, ancak refakatçi gerekebilir ve hasta o gün araç kullanmamalıdır. Sedasyonun düzeyi ve hastanın genel durumu izlem süresini etkiler.

Kullanılabilir, fakat modern endovenöz varis işlemlerinde çoğu hastada rutin değildir. Daha geniş cerrahi plan, özel tıbbi durumlar veya farklı işlem gereksinimleri varsa genel anestezi ayrıca değerlendirilebilir.

Isı kullanılan lazer ve RF işlemlerinde tümesan lokal anestezi önemlidir. Geniş kombine işlemlerde ek konfor desteği gerekebilir. Sınırlı skleroterapi seanslarında ise çoğu zaman genel anestezi veya sedasyon gerekmez.

Karar hekim değerlendirmesi, Doppler bulguları, planlanan yöntem, hastanın sağlık durumu ve konfor ihtiyacı birlikte ele alınarak verilir. Sedasyon veya genel anestezi gerekiyorsa anesteziyle ilgili ek hazırlıklar da planlanır.

Profil

Uzm. Dr. Mehmet Hakan PIÇAK

Radyoloji Uzmanı

1986 yılında Elbistan’da doğmuştur. 2010 yılında İstanbul Tıp Fakültesinden mezun oldu. 2015 yılında İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Radyoloji ihtisasını aldı. 2015-2017 yılları arasında Tatvan Devlet Hastanesinde zorunlu hizmetini yapmıştır. 2018 yılından itibaren İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Girişimsel Radyolog olarak çalışmaktadır.

Girişimsel radyolojinin hassasiyetini kullanarak, hastalarımı ameliyatsız, etkili ve bireye özel çözümlerle sağlığına kavuşturmak için her gün daha iyisini yapmaya çalışıyorum.

Randevu-alin

    Related Posts

    Adres

    İzmir Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi – Girişimsel Radyoloji Kliniği

    0232 398 3700 – İç Hat:55387 
    info@girisimsel.com.tr

    Çalışma Saatleri

    Pazartesi - Cuma09:00 - 16:00
    CumartesiKapalı
    PazarKapalı